Keskin 6 Bölüm

6 Bölüm

Sandık
Belinde ki kamayı çıkardı sandığın ağzına yavaşça sürdü ve ilerletmeye başladı, sandığın tuzaklanmış olup olmayacağını kontrol etmişti. Ön taraf ki ağzında tuzak yoktu, elleri ile arka tarafını ve yanlarını yokladı. Sandık hem zincirle kilitlenmiş hem de kendi kilidi vardı. Önce zinciri açmak gerekiyordu. Belinde ki gözden maymuncuğu çıkardı ve uzun ince demiri eline alırken kamayı masanın yanına bıraktı. Başlamadan önce son kez etrafı dinledi ayak sesleri ve konuşma sesleri duymamıştı. Maymuncuğu geçirmeden önce ince demiri kilidin yanına soktu ardından maymuncuğu kilidin içerisine soktu. İnce demiri sabit tutup maymuncuğu yukarıdan aşağıya indirmeye başladı, Biraz aşağıya indirdiğinde kilit zorlanmaya başlamıştı, biraz yukarıya doğru çektiğinde kilidin sesini duymuştu. Zinciri geriye attı, ince demiri sandığın kilidine soktu. Maymuncuğu bu sefer daha yukarıdan almıştı milim aşağıya oynatması ile kilidi açmıştı ilkinden daha kolay olmuştu. Aletlerini aldığı yerine koyarken sandığı açtı.
Açarken çok büyük hazine ummuyordu öyle ummuş olsa buraya bile giremezdi. Sandık ardına kadar açıldığında yüzünde boş bir bakış ile yüzünü ekşitmişti. Kâğıt parçalarının dışında gümüş kolye vardı. Kolyeyi burnunun deliğine sürtüp koklamaya başladı, sıradan gümüşün biraz üstünde yapılmıştı, değeri 50 demir ancak ederdi. Kolyeyi çantasına koydu. Sandığın içerisinde ki kâğıt parçalarına bakmadı ama katlayıp çantasına sıkıştırdı, kontrol etmek için zamanı yoktu. Kilitli sandığın içinde ki belgelerin peşinde birileri olabilirdi. Sandığı kapattı ve kilitledi, Zincir ile sandığı tekrar sarıp son kilidi de kilitledi. Burada işi bitmişti, kasabada çok fazla adam vardı daha fazla dolaşmadan atının yanına dönmeli çete kasabayı terk edince onlardan arta kalanlar ile ilgilenmeliydi. Fazladan gün bekleyebilirdi duydukları onu yanıltmıyorsa esirleri asacaklardı. Etrafa son bir kez baktı yanlış olan her şeyi düzeltmeyi ihmal etmedi nasıl aldı ise öyle bıraktı odadan dışarıya çıktığında ikinci katta ki meydanda hiç kimse yoktu. Yanında ki odada iki kişi hareketli tartışmaya başlamıştı umursamadan merdivenlere yöneldi ve aşağıya indi. Alt katta oldukça sakin görünüyordu girdiği pencereden dışarıya çıkmadan önce etrafı gözetledi olağandışı bir şey yoktu, iki kişi halen sızmıştı. Derin düşüncelere dalan adam ise etrafta dolaşıyordu. Yönü kendisine döndüğünde hemen başını içeriye soktu, adam onu fark etmemişti, volta atan adam arkasına döndüğünde hemen dışarıya çıkacak ve geldiği yöne doğru gidecekti. Kasaba da olay çıkartmak istemiyordu, içinden çoktan saydığında pencereden dışarıya çıkmıştı, adamın arkasına dönüp dönmediğine bile bakmamıştı.
Zamanlaması onu hiçbir zaman yanıltmazdı, adımlarını atarken saymıştı, kısa volta attığından arkasını dönecekti, hızlı olmamalıydı ses çıkarmadan çömelmeden ilerliyordu köşeyi geçtiğinde hemen iki evin arasına girip sırtını duvara verdi. Adam geriye dönmüş Yabancının olduğu tarafa doğru bakıyordu. İlerleyişi durduğunda tekrar arkasını dönmüştü, Yabancı kafasını biraz ileriye çıkartıp adamı izledi ve hızlıca yoluna devam etmek için iki evin arasından çıktı. Bu sefer çömelme sırası gelmişti geçeceği evin içerisinde konuşmaları duymuştu duvara son derece yakın durup pencere önünden çömelip geçmişti, daha hızlı olmaya çalışıyordu iki pencereyi geçtikten sonra ayağa kalktı. Biraz hızlanarak evin köşesini döndüğünde içeri sokağa girdi. Çocukların olduğu evi arkasından dolandı ve çalılıkları, ağaçları ve fıçıları kullanarak kalabalığın olduğu yere gelmişti. Evin bahçesi genişti, fıçılar ve odunlar vardı. Kadın yerde yatıyordu, kalabalık yavaşça dağılıyordu. Onlara pek kulak asmadan yoluna devam etti. Birkaç dakika içerisinde kasabadan uzaklaşmıştı, kasabadan çıkışı girişinden çok daha kolay olmuş adamların yerlerini çoğunlukla ezberlemişti. Atının yanına geldi atı onu görünce kişnedi. Atını çözdükten sonra çekerek onu geldiği yere doğru çıkarmaya başladı, atı ile kasabadan geçmesi mümkün değildi başka bir yolda olmadığından haydutların gitmesini beklemekten başka elinde seçeneği yoktu.
Güvenli bir yere geldiğinde yere oturdu yoldan uzaklaşmış ormanın içinde fazla uzağa gitmeden az fark edilebileceğe yere kurulmuştu, kendisi çok güç fark edilirdi fakat atı ayaktaydı o yüzden fark edilme oranı daha yüksekti tabi Güney Yalıçtan birisi gelirse ya da Gailler saldırmak için onun izini bulursa. Köy başkanını teklif ettiği 130 demir daha akıllıca teklif olabilirdi elde ettiği kolye ’ye göre. Elli demir ona pay biçmişti fakat bu konuda çok iyimser olduğunu unutmuş gibiydi. Çantasına koyduğu belgeleri açtı. Bütün belgeleri etrafına dizdi, bir tanesini seçip baktı. Kâğıt parçasını iyice yakınlaştırdı yazı oldukça okunaklı yazılmıştı fakat Yabancının okuması son derece zayıftı başta ki Bey lafını görmüştü yanında kinin isim olduğunu tahmin etti. ‘’Bey Cebra’’ dedi seslice diğer belgelerde başta hep aynı isim vardı, gönderdiği kişiler değişikti, diğer belgelere baktıkça gönderdiği kişilerin ikisi genellikle aynı isimdi diğer isimler değişkenlik gösterirken bir rakamlarla dolu kâğıda gelmişti. Rakamları iyi tanırdı fakat elinde ki incelediği belge rakamları çoktu yazı çok azdı ne olduğunu anlayamadığı için yere bıraktı. Diğer belgelere biraz daha göz attı. Zorlasa daha fazla bir şeyler anlayabilirdi. Zorlamadı ama kâğıtları toplayıp katladı çantasına tekrar koydu. Bey kelimesini görünce önemli belge ele geçirmiş olduğunu anlamıştı belgelerin ne kadar önemli olduğu ile ilgili bilgisi yoktu bunu kâtibe para verip okutmalıydı bunun içinde demir lazımdı. Demiri bulmak içinde çalmak veya öldürmek yaptığı en iyi işler bununla sınırlı değildi bu onun görünen yüzü idi.
İnsanları öldürmek pek hoşuna gitmezdi hatta yaratıkları bile öldürmeyi sevmezdi o işini gizli yürütüp demiri alan adamdı. Yaraları iyileşene kadar kendisini belaya sokmamaya niyetliydi. Bunun için çabalayacaktı, yaraları iyileştiğinde eski günlerine dönmeyi iple çekiyordu. Her şey bir avuç demir ve birkaç gün daha fazla ve daha iyi şekilde yaşayabilmekti. Kaçak hayatının ancak ölümle sonuçlandığında biteceğini biliyordu. Son işini başarabilseydi en iyisi olarak kalacaktı fakat başaramadı.
Başka bir Kanzaki hikâyesine hoş geldiniz. Yaşayan Efsane ve Yaratık Avcısının yazarı bu hikâyeyi size gururla sunar.
Keskin

Şehirde çanlar hiç susmuyordu, güvenlik kapıları kapatılmış şehre giriş çıkışlar engellenmişti, şehrin kanalları kilitlenmiş ve askerlerin bir kısmı oraya gönderilmişti. Şehirde akşam olmadan sokağa çıkmaya yasağı getirilmiş bir anda şehrin her tarafında nöbet tutan askerler çıkmıştı. Sokaklar caddeler hep askerler tarafından tutulmuştu. Valuca Beyine hediye edilen bir sandık dolusu elmas Gecelerin Vefasız Hırsızları çetesi tarafından çalınmaya çalışılmış fakat işler planlandığı gitmeyip soygun başarısızlıkla sonuçlanmıştı. İki saat içerisinde şehir kapalı hapishaneye çevrilmişti. Valuca beyi bunları yapanları cezasız bırakmamıştı çetenin altı üyesi askerlerle yaptığı çatışma sonrası ölü ele geçirilmişti. Geriye sadece iki kişi kalmıştı. Onlar umutsuzluk içerisinde eve sığınmışlardı, orta halli bir ailenin evindelerdi. Aile üyeleri öldürüp mahzene atmışlardı. Çetenin lideri Muscat Sinis kendisini duvara yaslamış iki kez deşilen göğsünü tutuyordu, kanaması büyük ölçüde yavaşlamıştı ama kendisi de bitmek üzereydi, ayağa kalkamayacak kaçamayacak düzeye gelmişti. Muscat ‘’Sokağa çıkma yasağı getirdiler bir sonraki hareketleri evleri tek tek bakmak olacak. Dışarıda durum nasıl?’’ diye sordu. Dışarıda durum kötüydü, sokağın başında ve sonunda iki adam saymıştı sokağın tamamını göremiyordu ama kaçarken bazı keskin nişancıların çatıların tepesine çıkıp avını bekleyen avcı konumuna geçtikleri görmüştü. Muscat
‘’İki ihtimal var. Birincisi evde kalıp saklanmalısın olaylar yatışınca dışarıya çıkarsın ama seni evin içerisinde bulurlarsa ölürsün. İkincisi dışarıya çıkarsın ve bu lanet şehirden kaçmaya uğraşırsın fark edilirse bütün şehir peşinde olacak ve çok geçmeden seni öldürürler. ‘’ dedi. ‘’Bu seçimlerin içerisinde neden sen yoksun?’’ diye sordu. Muscat ‘’Kanamayı durdursak bile çok kan kaybettim yürüyebilecek durumda değilim. Ama senin yaşamak için ufakta olsa bir şansın var Keskin. Çetenin son üyesi olarak hayatta kalmaya bak. Gecelerin Vefasız Hırsızlarının yeni lideri sensin’’ dedi ve öksürmesi konuşmasını bitirmişti. Keskin pencereyi perde ile kapattı. Evin içerisinde iki kişiyi öldürmüş onları mahzene atmıştı. Muscat durumu cidden iyi değildi ölüm onu kucaklayacağı şu yarım saat içerisinde koca şehirde kendisinden başka kimseye güvenemezdi. İşlerin bazen iyi gitmediği zamanlar olmuştu fakat hiç bu kadar kötü gittiğini görmemişti. Hayatını adadığı çete dağılmıştı. Hâlbuki herkesin hayalleri vardı. Kendi hayalleri vardı bu son işleri olacak bundan sonra ki hayatlarını ölene kadar rahat yaşayacaklardı. Başa dönmek istedi nasıl işlerin sarpa sardığı o anlara faydasızdı! Koca bir başarısızlık ve ölümden başka bir şey görünmüyordu! Zekiydi ama şans ona yardım etmezse bu sefer kurtulamayacağını iyi biliyordu. Yere oturdu ve sırtını duvara dayadı. Muscat Sinis boynunu eğmişti sonsuza kadar. Koca Muscat gözlerinin önünde ölmüştü. Hayatında başarısız tek bir işi olmayan adam, çok kazanmış ve çok kazandırmıştı. Birkaç güzel gün için ölmüştü.

Bu yazı Keskin kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir