Yaratık Avcısı 1 Bölüm

1 Bölüm

 

Gemiye kontrol edenin bir kişi olduğunu öğrendiklerinde hepsi şaşkına düşmüştü. Avcılar gemileri düşman gemisine yaklaşmıştı, dalgalı ve fırtınalı deniz gemileri kaldırıp tekrar vuruyor içine almaya çalışıyordu.  Geminin önünde tek bir kişi vardı, gemi yükselirken bütün avcılar onu görüyordu. Gemi denize vururken su dizine kadar çıkıyordu. Fırtına dinmeye başlamıştı onlar yaklaştıkça dalgalar ile durulmuştu iki gemi yan yana geldiklerinde. Gemiye kontrol eden efsane onlara baktı. Avcıların hepsi onunda dönüşmeye hazırdı. Ruh, Yaratık, Büyü ve Savaşçı avcılar hepsi hazırdılar ve düşman gemisine atladılar. Gemileri birbirine bağlama gereği duymamışlardı. Dalgalı ve fırtınalı denizden eser yoktu. Birkaç dakika içinde her şey düzelmiş hatta gökyüzünde birbirlerine sımsıkı bağlanan kara bulutlar çekilince güneş kendisini gösterip insanlara halen gündüz olduğunu ispatlamıştı.

Düşmanın etrafını sarmışlardı, Efsane gemisine atlayanlara bakmıştı. Ruh Avcısı Wyn ‘’Kaçacak yerin kalmadı, Efsane Kadran teslim ol. ‘’ dedi.  Kadran ‘’Gücünüz yetiyorsa gelin alın beni zavallılar’’ dedi ve yönünü onlara döndü, ilerledi Wyn karşısına geçti. Yaratık ve Savaşçı avcılar onun arkasına geçip arkalarında sardılar. Kadran arkalarına geçenlerden bir tanesini tanıyordu. Azrel onu öldürmeye gelmişti. Uzun bir aradan sonra onu görmüş ve boyunun epey uzadığını görmüştü. Kadran

 

‘’Dedene seni Yaratık Avcısı yapacağıma dair söz vermiştim hatta sen Avcılar kralı olacaksın. Seni yetiştiren ustanı öldürmen için gelmen çok kötü. ‘’ dedi. Azrel ‘’Sen benim ustam değilsin benim bir ustam var o da Selana’dır’’ dedi. Ruh avcısı Wyn işaret vermişti fazla konuşmanın lüzumu yoktu.  Önden Ruh avcıları arkadan da Savaşçı ve Yaratık avcıları harekete geçmişti, Birkaç büyü avcısı şimdilik büyüleri hazırlamak ile meşgullerdi. Kadran ileriye atıldığında Wyn karşısına dikilmişti ve yumruğunu onun yüzüne attığında onun başını gövdesinden ayırmıştı, yanında Ruh avcısının boynundan yakalayıp gözünün içine bakmıştı. ‘’Senin ruhun artık benim!’’ demişti. Ruh avcısını ruhunu kaybettiğinde onu yere attı. Arkadan saldıran Yaratık avcıları ve Savaşçı avcıları onun karanlık dolu bakışı ile oldukları yerde dona kalmışlardı. Aralarında Kadran’ın bu saldırısından kaçabilen tek kişi Azrel idi. Kılıcını çıkarttığı gibi ona savurdu. Kadran kolunu siper ederek kılıç saldırısını durdurmuştu. Kadran kılıca baktığında gülümsemişti.  Karanlık gücünden onun için yaptırdığı kılıç Ozka’yı kullanıyordu. Bu kılıç bizzat onun gücünden bir parça ile yaptırılıp Azrel’e hediye edilmişti.

Diğerleri bunu fırsat bilip saldırıya geçtiklerinde Kadran yok olmuş ortada sadece ona ait siyah dumanı kalmıştı. Büyücüler kendilerinin korumaya almışlardı. Kadran önlerinde belirmişti, şeytani gülümseme ile kolunu karanlık güç ekleyip mavi kılıcı ile büyülerin koruma kalkanlarını kesmişti. Savaşçı avcılar oraya yetişene kadar gelen iki büyücü avcısının kellesini Kadran uçurmuştu.  ‘’Siz Savaşçı avcıları nesilleriniz tükendi kalan son savaşçılar olarak ölmek istemiyorsanız dövüşten çekilin’’ demişti. Nesilleri tükenmişti, yetişmeleri en zor avcı birliklerindeydi. Tinecome ve Kenroy birbirlerine baktılar, Kadran hiçte yanlış söylemiyordu, gelecek nesil yetiştirerek nesillerini devam ettirebilirlerdi. O sırada ayaklarının dibinde kara dumanı görmüşlerdi. Birbirlerine baktıklarında Kadran’ın arkalarına geçtiğini anlamışlardı.

‘’Vakit kazanmak için yalan söylemiştim. Gerçi doğru söyledim artık Savaşçı avcılar yok çünkü ölüsünüz artık zavallılar!’’ dedi ve ikisinin başını arkalarından uçurdu.  Yaratık avcıları peş peşe yıkılırken ayakta kalan tek avcı Azrel kalmıştı. Kadran kılıcı yere indirip ona yaklaşırken denizin buz tuttuğunu anlamıştı. Azrel’e çok daha yaklaştı. ‘’Bir gün hafızanı geri getireceğim artık babana düşman olmayacaksın ama o zamana kadar kimsenin seni fark etmemesi gerek’’ dedi ve yumruğunu Azrel’in başına vurduğu gibi Geminin güvertesi parçalanıp Azrel orta kata düşmüştü. O sırada arkasında denizi buza çeviren ve ona bakmakta olan Buz Efsanesi Arabanda arkasında belirmişti. Kadran gemiden atladı ve arkasını dönüp gemiye yumruğunu attığı gibi, buza çakılmış gemiyi havalandırıp havada uçmasına sebep olmuştu. Arabanda gemiye saldırmak istediğinde Mavi kılıcının iki parmağının arasında olduğunu ve Kadrandan gelen saldırıyı istemsizce durdurduğunu fark etti. Arabanda

 

‘’Eskisi kadar hızlı değil misin yoksa yaşlandın mı?’’ diye sordu Arabanda.  Kadran ‘’Ölmeye meraklı bir kişi daha zevkle öldüreceğim seni meraklanma’’ dediğinde. Arabanda ‘’Çok emin konuşuyorsun’’ dediğinde Kadran kahkahayı basmıştı. ‘’Zavallı çünkü ben Borla’nın oğluyum.’’ Dedi.

 

 

Gemi Kadran’ın vuruşu ile hareketlenmiş ve havalanmıştı, Azrel Kadran’ın vuruşu ile bayılmıştı, gözlerini açtığında geminin hareket ettiğini fark etti. Güçlükle ayağa kalkmıştı, açtığı delikten yukarıya baktığında gökyüzünün hızlı hareket ettiğini anlamıştı. Açtığı delikten dışarıya çıkıp geminin güvertesine tırmandı, gemide tuhaflık olduğunu anlamıştı, gördüğü manzara karşısında dehşete düşmüştü. Geminin havada gittiğini görmüş ve dehşete kapılmıştı, bu hale nasıl geldiğini hatırlayamıyordu, o sırada yükseklik kaybetmeye başlamıştı aşağıya baktığında aşağıya düştüğünün farkında idi. Her şey bir anda gerçekleşirken kendisini çabucak güvenli bir yere aldı gemi çok şiddetli sahil şeridine çarpmıştı. Kisimola kalesinin yakınlarında gelen bu gemi kazasında sadece bir kişi kurtulduğu söyleniyordu. O da Yaratık Avcısı Azrel’den başkası olamazdı. Ve Yaratık Avcısının hikayesi böyle devam ediyordu.

Bu yazı Yaratık Avcısı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir