Keskin 4.Bölüm

4 Bölüm

Dayna Kasabası

Bulutlar berrak gökyüzünü kaplamıştı, yolculuğa çıkalı çok olmamıştı, atının üzerinde yavaş ilerlerken Gaillerin olduğu ormanın içerisindeydi, yerin altında yaşayan yer cüceleri familyasının bir tanesiydi Gailler avlarını öldürmeden yemeleri ile bilinirlerdi. Gittiği yoldan hiç ayrılmamıştı, duman atının dizine kadar geliyordu, onlar gri dumanın içerisinde siyahımsı gölgelerden oluşuyorlardı, bazıları çok uzakta beliriyor bazıları ile orta menzilinde beliriyordu. Yabancı bir eli daima kılıcının sapının üzerindeydi. Onlara yakınlaşmadığı sürece Gailler saldırmazlardı ama bu her zaman saldırmayacaklarını anlamına gelmiyorlardı. Kullandıkları iki tür silah vardı bunlardan birisi yakın menzil diğeri orta menzil için kullandıkları silahtı, silahları insan kemiğinden yaparlardı. Yer cücelerinin içerisinde kılıç kullanan tek ırktılar. İnsan kemiğinden yaptıklarını bu kılıcı sadece ayak kemiklerinden yapabilirlerdi, başı topuz şeklinde yanları ile tek taraflı kılıçlardı. Bir kılıçta hem ezme, sersemletme ve kesme işlerini görürlerdi.  İnsanları yemekten hoşlanırlardı fakat sadece açıklarında yerlerdi. Yabancı onların içinde bulunduğu ormandan geçiyordu onlar Yabancıyı fark etmişti ilerlediği zaman görünmeleri çoğalmıştı. Başlarda bir iki kişi iken üçe beşe çıkmıştı sayıları.

Uzun kılıcını kullanmak istemiyordu, atından inip kısa kılıcını kullanmayı tercih edecekti, en son o kılıcı kullanabilirdi.  Ormanda ağaçların yeniden seyrekleşmeye başladığı sırada gri duman etkisini yitirmeye başlamıştı, Gailler kendilerini asla dumanın dışına atmazlardı oldukça haklı sebepleri vardı. Düşmanı gri dumanın içerisinde hiç ummadığı bir anda arkasına geçip öldürebilirlerdi. Yabancı bugün şanslı günündeydi Gailler sadece kendilerini uzaktan göstermekle yetinmişler ona yaklaşmamışlardı sadece korkutmakla yetinmişlerdi. Yabancı onlardan korkmasa da tedirgin olmuştu. Onlarla dövüşürken el çabukluğu ve kıvrak hareketlere sahip olmak gerekirdi. Tehlike onu terk etmeye başladığında kendisini zikzakları olan kalyonun içerisinde buldu, ormanın sonunu artık getirmişti ve patika yol kendisini kesme taşlarla yapılmış yola bırakmıştı, taşların olduğu yer oldukça yıpranmış kırılmış ve toprağın içine düşmüş taşlar vardı. Atı ile giderken atının nasıl kesme taşlara vurduğunda çıkardığı sesten ne kadar bozulmuş yol da olsa geldiği patikadan daha iyi olduğuna kanaat getirmişti. Bayır aşağıya inmeye başladı köşeyi döndükten sonra bir taraf kayalık diğer taraf hafif bayırdı ağaçlar taşları yarıp içerisinden çıkmayı başlamıştı, Gümüş renkli ağaçlar çok uzun olanlarıydı. Yabancı kafasını kaldırıp yukarıya baktığında ancak ucunu görebiliyordu. Uzun ve gövdesi fazla geniş olmayan ağacın dalları yanlara uzamak yerine çıktığı yerden yukarıya doğru uzamıştı.  Yolun sonuna geldiğinde atını çevirdi bir kez daha döndükten sonra harabeye dönmüş dikili taşın yanına gelecekti. Ne olduğunu tam olarak anlayamadığı dikili taşın üzerinde bir şeyler kazınmış olduğunu uzaktan da olsa görebiliyordu.

Ne kendisini ne de atını yormasına gerek yoktu, dikili taşın yanına geldiğinde durdu, atından inmemeyi tercih etti ve atını taşa yaklaştırıp yazılanları daha dikkatlice okuyabilmek için bedenini biraz taştan yana doğru uzatmıştı. Kasabanın ismi Dayna yazıyordu, diğer yazılar bazıları silinmişti bir araya getirip çözülmesi gerekiyordu. Yabancı uğraşmak istemedi, okuduğu kadarı ile kasabanın tarihi vardı. Dikili taşta dört yüzü vardı her bir yüzünde ayrı konu anlatılırdı, diğer yaş yıkılmış ve parçalanmıştı. Bu taş ile yan yatmıştı. İki dikili taşı olan Kasaba uzun zaman önce gördüğü kasabalardan bir tanesine aitti. Kafasını kaldırdığında iki dağın arasında kalmıştı, aşağıya doğru iniyordu, ağaçlar ve ormanları görebiliyordu, iki dağın arasında yerleşim yerlerini olduğunu fark etti, Nehrin olduğunu bu kalyonda ilerlemek için atını çevirdiği anda durmuştu. Kasabayı fark etmişti, eskiydi, zarar görmüştü, sesleri duymuştu ve gökyüzüne doğru havalanan siyah dumanı izledi. Yabancı atından atladı, atını dikili taşa bağladı.  Atının altından öptü ‘’Meraklanma Korkusuz geri döneceğim’’ dedi ve yürümeye başladı, hızlı adımlarla yürüyordu bu kokuyu nerede olsa tanırdı.  Güney Yalıçta kinin evlerinden daha fazla ve daha düzenli evler vardı, giderek yaklaştığında köşeyi dönmek için yolun aşağıya inmek istemişti fakat bayırın bittiği yolun kasaba öncesi geldiği son düzlüğe gelmişti. Seslerin çok olması yürürken çıkan mahmuzlarının seslerini duymalarını engellemişlerdi. Ayakkabısının arkasında ki mahmuzları çantasına koydu. İki koruma önlerine bakmıyorlardı kendi aralarında volta atıp ara sıra konuşuyorlardı. Fazla uzakta değillerdi fakat konuşmalarının sesi oldukça alçaktı ve Yabancı ne konuşulduğu tam olarak anlayamıyordu. Sabit bir yerde durmuş olsalar Yabancıyı hemen fark edelerdi zira kendisini çabucak belli edip hemen kayalığın arkasına saklanmıştı.  Adamların o yöne bakmadığı görmek için kafasını biraz kaldırdı, diğer tarafa baktıkları sırada çömelerek hızlıca ağacın yanında ki çalılığın içerisinden çalılığın arkasına geçmişti. Çalılık kendisini tamamen gizlemiyordu, mesafenin uzak olması ve adamların Yabancının bulunduğu yöne bakmaması kendisinin fark edilmesini önlemişti, çömelerek devam etti, araçların arasından geçti ve aşağıya inmesi gerektiği görmesi uzun sürmemişti.

Fazla yüksek değildi atlamak yerine kayarak aşağıya inmeyi tercih etti çalılıkların arasındaydı bu sefer durumu daha belli olurken evlere çok yakındı, en yakın iki duvarı yıkılmış evin arkasında dört adam vardı, kadın sesi duymuştu fakat kadını görememişti, adamlar kadınla zorla gönül eğlendiriyorlardı. Yabancı etrafı inceledi çok geniş alan yoktu fakat adamların gönül eğlendiği duvara çok da uzak olmayan yerde fıçılar ve odunlar yığılmıştı. Oraya doğru ilerlemeye başladı ağaçların arasından ilerlerken ağaçlar ve çalılıklar bitmişti. Açıktan etrafına bakınarak ilerliyordu. Konuşmaların hiç birini duyamamıştı. Fıçıların arkasına geçti ilerledi ve ağaçların yanına geldi. Başını kaldırıp kısaca etrafı baktı, yanmış, yıkılmış evlerin yanı sıra halen sapasağlam duran evler vardı. Üç kişi yolda yürürken konuşuyordu. Duyduğu işe yarar kelime ganimet olmuştu.  Adamlar durup geriye doğru yürümeye başladığında harekete geçti ve kendisine en yakın olan evin önüne geldi. Sırtını duvara yasladı. Adamlar gönül eğlendirmeye devam ederken duvarın diğer tarafına doğru ilerledi, ayağa kalkmıştı artık, göz ucu ile önüne baktığında birisinin bulunduğu yere doğru geldiğini görüp kendisini çekmişti. Belinde ki kamasını çıkardı, pencerenin önüne geldi. Kamayı tam kilidin olduğu yere doğru soktu. Kilinin en uç noktasına kamanın ucu değmişti aşağıya doğru kamayı çekilip kilinin havada asılı kalmasını sağladı. Eli ile pencereyi tam kaldırmadan içeriye girdi, pencereyi yavaşça kapattı.  Evin yatak odasıydı burası yatak kanlı idi yerde ölü adam yatıyordu. Adamın cesedini sırt üstü çevirdiğinde bedeni defalarca kırbaçlanmış ve kılıç darbeleri ile kesilmişti. Ceplerini araştırmaya başlayacakken ayak sesi duydu adamı tekrar yüz üstü çevirdi ve kendisini dolabın arkasına sakladı. Ayağa kalkmıştı duvara iyice yapıştı elinde kamasını sımsıkı tutuyordu.

Adım sesleri olduğu odaya doğru yaklaşıyordu o sırada pencere çaprazında kalıyordu ve az önce gördüğü adam pencerenin yanından geçip gitti. Adamın kapısı ardına kadar açık bırakılmasına rağmen adam kapıyı eli ile ittirdi ve kapının duvara vurmasını sağladı. Odanın içerisine girmek için bir adım attı, diğer adımı odanın dışarısında kalmıştı. Etrafa bakındı sonra aşağıya eğildi dizlerini yere vermişti, yatağın altını görmeye çalıştı fakat ilerlemedi yerde ki kanlar yatağın altını kontrol etme gereği duymamıştı. Kan izlerine baktı ve geri dönüp uzaklaştı. Ayak seslerinin uzaklaştığını duyunca Yabancı yere çömelmişti. Kamasını tekrar beline koydu adamı tekrar çevirmeden önce nihayet anlayabileceği ses duymuştu. ‘’Odada kimse yok. Yine senin kuruntuların işte bu kasaba da bu kadar adam varken kim bu kadar bize yaklaşabilir ki? ‘’ diye sordu. Yaşlı ama oldukça iyi durumda olan adam ‘’Pencerenin kilidinin açıldığını duymuştum kulaklarımda yanılmam’’ dedi. Adam ‘’ Bir gün daha buradayız yarım idamlıklar yol boyunca asılacak boşuna kuruntu yapma gelen giden olmaz buraya’’ dedi.

Bu yazı Keskin kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir