Keskin 2.Bölüm

2 Bölüm

Köyün Namusu

Kapı açıldı içeriye ilk gireni haklayacaktı, kaç kişi olduklarını bilmiyordu, dışarıda pek ses duymamıştı, en az iki kişi olacağını tahmin ediyordu, kapı ardına kadar aralanırken Yamir’in ayakkabısı gördü, rahatlamıştı derin nefes aldı. Bir pusuyu daha kaldırabilecek gücü yoktu. Kadın içeriye geçmeden etrafa bakındı Yabancının olduğunu görünce geriye dönmek istedi o sırada kendisini göstermişti. Kadın korkutan az daha elinde ki tepsiyi düşünüyordu. Sırtını kapının kasasına rastlayıp durabildi. ‘’Korkuttunuz beni’’ diye sitem etti bir eli ile kalbini tutuyordu.  Kadın onun elinde ki kamayı görünce daha da korkmaya başlamıştı, bedeni titremiyordu daha kötü zamanlardan döndüğü her halinden belliydi fakat korkuyordu işte. Ölüm ona çok fazla uzaktı değildi bir metre veya daha yakın gibi duruyordu. Kadın bir şey söylemedi, söyleyecek hiçbir sözü yoktu, aklı durmuş dili kilitlenmişti. Yabancı bu konu hakkında konuşmak istemiyordu ne söylese kadını yatıştıramayacağını kadının kaskatı kesilmekte olan suratından anlamıştı. Kamasını beline iliştirdi ve sandalyeye oturmak yerine yatağa oturdu. Çapraz oturmuştu iki ayağı da yere basıyordu. Uzun ve kısa kılıcını çıkartıp yatağın yanına koydu. Ayı postunu geriye doğru attı.  Yabancı şimdi konuşma gereği duydu, kadını fazla uzun olmayan fakat onun anlayabileceği dilden konuşmalıydı. Açıklama yok detay yoktu sadece onu sakinleştirmek vardı.

‘’Amacım seni korkutmak değildi. Neden böyle davrandığımı anlamışsındır’’ dedi. Kadının savaşçının rahat tavır takınması gerekirken şüphesi ve korkak tavır takınmasını anlayamamıştı. Yabancı kadının yüzünü değiştiği fakat sert bakışların halen üzerinde olduğunu görmüştü, yaralı bir adamın üstelik kafa kâğıdı olmayan bir adam için oldukça normal şüpheci davranış sergilemişti. Zor günler geçirmişti böyle bir günde bu şekilde ölmeyi kendisine yakıştıramıyordu, hayatının bu zor zamanlarında kendisine hiçbir şeyi doğru dürüst yakıştıramıyordu ama düşmüştü bir kere yeniden en tepeye çıkmak için ne kadar zaman gerekliydi. Geçmişe dalıp kalmak istemediği zamandı geçmiş geçmişte kalmıştı, o iyi günleri anmanın şuanda hiçbir manası yoktu. Kadın nihayet yürümeye başladı ona doğru ilerlerken odanın ortasında ki sandalyeyi eline aldı ve Yabancının yanına koydu, kadın sandalyeye oturup tepsini Yabancının dizinin olduğu yere yakın koydu.  Tepsinin içinde ki kapta su vardı, bezi suya bandırıp Yabancının kaşlarına yaklaştı, kadın onun kaşlarına bakarken Yabancı ise kadına daha yakından bakma fırsatı bulmuştu. Aslında fena olmadığını anlamıştı, bakışlarını aşağıya indirdiğinde dolgun göğüsleri görünüyordu, göğüs uçlarını görebilmek için biraz kıpırdamaya çalıştığında kadın onu acıttı. Yabancı kendini acı ile geriye çekmek isterken kadın onun omzundan tuttu.  ‘’Yerinde durur musun?’’ dedi. Kaşlarını temizlemeyi bitirdikten sonra yanında getirmiş olduğu otlargı eli ile sıkarak elinin boyamasını sağladı ve kaşlara doğru sürmeye başladı. Yabancı

‘’15 demir demişti hancı parayı almadı, seni ve göğüslerini bana gönderdi.’’ Dedi. Kadın umursamadı, daha önce göğüslerini göstermekten fazlasını yaptırmıştı hancı ona bu onun için hiçbir şeydi. Ahlakın terk ettiği bu kasabada namusluyu yaşamaya çalışan insanların olup olmadığını kadın her zaman merak etmişti. Geldiğinden bu yana kasabalı ile konuşma şansı verilmemişti hancı tarafından yasaklanmıştı. Sekiz yıllık kölelik hayatının bitmesine iki yıl kalmıştı. Yabancı ‘’Antlaşma olacağını seziyorum bedavaya bana bakıyorsun. Üstelik’’ sözlerini bitirmeye çalışırken kadın bir elini adamın dudaklarını götürüp onu susturmuştu.  Kadın ‘’Ortada antlaşma olacak tabi ne sandın? Sen göğüslerimi görmek için ile demir vermek zorunda kalırdın o yüzden şimdilik sus benden duymuş olma nasıl olsa yanına gelip danışacaklar’’  dedi. Yabancı bir şey söylemedi, kadın onun kaşlarını hallettikten sonra temiz sıcak bezle burnunu, patlamış dudağını sildi. Bezin kan olmuş tarafını çevirip temiz tarafı ile adamın göğüslerinde ki kanı itina ile sildi. Basit köyde bulunan kadına göre bakımını oldukça iyi bulmuştu. Yamir tepsini alıp yatağın kenarında ki ufak masaya bıraktı. Ellerini Yabancının omzuna atıp yavaşça onu geriye yatırdı, sonra ayak tarafına yönelip iki ayağını kucakladığı gibi yatağa attı.  En büyük yarığına dokunurken Yabancı tavana bakıp nefesini çekiyordu.  ‘’Yaran açılmış üzerine dikiş atacağım söküp yeniden yapmam için malzemem yok.’’ Dedi. Tepsinin içinde ki iğneyi ve ipliği aldı. İpliği iğneden geçirirken kadın yavaşça etine batırdı ve hızlı hareket ederek diğer tarafa geçirdi. Yabancı ellerini yatağın demirine sımsıkı tutuyor derin nefes alım veriyordu, kadın ikinci dikişi atarken daha fazla kanamaya başlamıştı. İçeriye adamlar girdiğinde Yabancı bir elini beline attı, elini kamasının üzerine getirmişti, iki belinde kılıcı olan kişi girdikten sonra arkasından hancı içeriye giriş yaptı. Adamların belinde ki kılıçta kın yoktu paslı görüntüsünün ucuz bronzdan yapılmış olmasından kaynaklıydı, savurma yeteneği olsa bile ağırlığından pekiyi değildi, kılıçların keskin olmadığını ilk bakışta anlamıştı. Saplanmalı kılıçlardı, onlar gelene kadar bir tanesi rahat öldürürdü ama diğerleri için kafasında kurgulaması gereken taktik vardı.

En son köy başkanı içeriye girdi, eskimiş deri elbisesi rengi atmış kahverengi gömleğe sahip ve kirli pantolonlu köy başkanı içeriye girmişti. Yabancı onun köy başkanı olduğunu diğerlerinin kıyafetlerine bakınca anlamıştı, köyde son derece kötü giyinmiş insanlar vardı. Köy başkanı Yamirden sonra en iyi giyinmiş ikinci kişi seçebilirdi. Onunda neden iyi giyinmiş olduğunu daha iyi anlıyordu. Köy başkanı bir adım ileriye attığında Yamir ayağa kalkmıştı, başkan sandalyeyi alıp Yabancıya biraz uzakta bir yere oturmuştu. Hancı ve diğer iki adam odanın içerisindeydi, Yamir dikmeye yerde devam ediyordu, dizlerini yere verip dikiyordu, neredeyse bitmişti.  Göğsünde aldığı diğer yaralar o kadar büyük değildi ama dikilmeye ihtiyacı vardı. Başkan

‘’Köy başkanı senin ayağına geliyorsa belli başlı sebepleri vardır. Uzun zamandır savaşçı uğramıyor buralara. En son savaşçı birkaç gün önce uğramıştı, yaralı değildi. Uğradığı gün handa sorun çıkardı, birkaç kişiyi öldürdü yönettiğim insanlara maddi ve manevi zarar verdi.’’ Dedi, sustu. Kendisini göstererek ‘’En çok zarara uğrayan ben oldum. Kızıma zorla sahip oldu ve hiçbir şey olmamış gibi konakta ne kadar para varsa alıp gitti. Eminim paraları çok çabuk bitirmiştir fakat bende ise intikam ateşi başladı. Köyü sende gördün eli kılıç tutan adamımız pek yok olsa bile onunla başa çıkabilecek ne güç ne yetenek bizde. Altı kişi öldürdü ve bir tecavüz. Kızım ertesi günü sabahı kendisini öldürdü, bana bıraktığı mektupta bu utançla yaşayamayacağını söylemişti. ‘’ diyerek sözlerini bitirdi, başkan ağlamıyordu fakat boğazı kurumuştu, konuşabilecek duruma gelmesi için bekledi. Yabancı ‘’Benden ne istiyorsun? O adamı yakalayıp sana getirmemi mi? Bu halimle mi?’’ diye sordu. Karanlık topraklarda birçok kötü sonla biten hikâyeye duymuştu bazılarına şahit olmuştu, bu da onlardan biriydi. İntikam hiçbir şeyi geri getirmeyeceğini Yabancı ve Köy başkanı biliyordu, birisi mutlak adaletin peşine düşmüştü diğeri ise karşılaştığı bu durumdan kendisinin nasıl kurtulabileceğini düşünüyordu. Zor durumda olması kabul edilebilecek bir şey değildi. Köy başkanı onu tehdit edeceğine inanıyordu. Köy başkanı

‘’Köyün namusunu temizlemeni istiyorum senden karşılığında 130 demir vereceğim’’ dedi. Yabancı gülmemek için kendini zor tuttu. Adı sanı belli olmayan başkanın kızına tecavüz edip köylüyü öldüren kişiye 130 demir çok az gelmişti. Kendine hâkim olması ve köy başkanını gerçekçiliğe davet etmesi gerektiğini düşündü.  ‘’Şartları beğenmedim iyileştirmemiz gerek bu yüzden de bende teklif sunacağım’’ dedi.

Bu yazı Keskin kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir