Yaşayan Efsane III 6.Bölüm

Kelime Sayısı:1649

6 Bölüm

İçerde ki Savaş

Devlerin Savaşı Karanlığın Ordusu İçerde ki Ölüm kokan Dakikalar

İhtiyar elin çubuk almıştı. Çocuklar ona yer açmış etrafında toparlanmıştı, toprağın üzerinde eline aldığı çubuk ile yuvarlak çizdi. ‘’Dışarısının savaşı bittiğinde onlar kendi kaderlerini çizmek için içeride hapsolmuşlardır. Aynen bir kale düşünün çocuklar bazı kaleler vardır düşmanı içeriye sokamam için yapılır bazıları vardır içerde ki düşmanın dışarıya çıkmaması için yapılır. Bazıları da vardır hem içerde ki düşmanın dışarıya hem de dışarda ki düşmanın içeriye girmesini engeller. Irdenser’ın o gün orada yaptığı kale bur türdeydi.  Size içerdeki savaşın en başından anlatacağım henüz dışarıda ki savaşın bitmeden önceki hali’’ dedi.

Yaşayan Efsane Kadran VS Kral Cheny

En nihayetinde Cheny karşısına çıkmaya başarmıştı.  Kadım lordları ve Savaş lordları karşısına çıkmıştı. Etrafı sarılmıştı karşısında Cheny vardı. Dövüşe başlamadan önce hazırlanması gerekiyordu.  Hançerini ağzına koydu, kolunu hançere dayadı ve deldi, deldikten sonra bıçağı ağzından alıp yerine koydu. Belinde ki kuşağı çıkartıp boynunu ağzını ve burnunu sardı, başlığını indirip yüzünü kapattı, bedeninden kara dumanlar çıkmaya başlamış gözleri maviye dönmüş yüz hatları görünmez olmuştu. Her tarafını kapatmadan önce yeterince içinde nefes tuttuğuna emin olmuştu. İlerledi Cheny onun etrafını saranların gerilemesini işaret etmişti. Gördüğü kadarı ile hazırlıklı gelmişti, karşısına onun gibi hazırlanan birçok kişi çıkmıştı oturduğu tahta geçmeden önce babasını boğarak öldürmüştü.  Cheny’nin sars gücü oksijendi havanın içinde ki oksijen miktarını kontrol etmesi dışında insanların bedeninden bulunan oksijeni alıp onların boğulmasını sağlıyordu. Savaş lordları ve kadim lordları geri çekildiler Cheny kendisine oksijen sahası yapıp Kadran’a gönderdi.

Kendisine doğru gelen oksijen sahasına karşın saldırı yapmadı zira Cheny’in gizli atak yaptığının çok önceleri farkına varmıştı. Hava sahasının içindeydi ve üzerine gelen oksijen saldırısı ortamda birincisinin içinde olan ikinci hava saldırısının içinde. Gücünü doğru yere ve saldırılara harcamalıydı. İki katmanlı hava akımının içine girmişti, nefesi ne kadar tutabileceğini bilmiyordu fakat koluna açtığı delik ile oksijen kaybetmeye başlamıştı. Sırtında ki mavi kılıcını geçti, kılıçtan mavi dumanlar yükselmeye başladığında Kral Cheny ileriye atılmıştı. Kadran yana çekildi ve Kralın yanından geçip gitmesine izin vermişti. Kral kendisini güçlükle durdurabilmişti, hızlı değildi yavaşta sayılmazdı. Kadran arkasına döndü, Kral ellerini havaya kaldırarak açmıştı, birinci hava katmanından hava bombaları düşmeye başlamıştı.  İkinci bulunduğu katman onun hızlı hareket etmesini engelliyordu fakat üzerine düşmeye çalışan bombalardan daha hızlıydı. Sağlı sollu kaçışlarla geriye doğru arkasına bakmadan kaçıyordu. Arkadan Savaş lordları saldırıya geçmişti, arkasına bakmadan giderken kılıcı ile bir anda arkasına dönüp savurdu ve üç savaş lordları başlarını gövdesinden ayırdı.  Kral onun üzerine doğru hızlıca atağa kalktı, Kadran olduğu yerden ayrıldı.

İkisi birbirine yakınlaştığında Kadran sol tarafına doğru yatarak kılıcı sağ tarafa götürerek Kralın dizini kopardı. Kral bağırarak birkaç adım atabildi ve diğer sağlam dizinin üzerine düştü. Kadran arkasını döndüğünde Kralı arkasına geldi. Mavi kılıcını yere sapladı ve Kralın saçını tutup kılıcın önüne getirdi. ‘’Acıyorum sana zavallı büyük adam olacaktın benim karşıma çıkmasaydın. ‘’ dedi. Mavi kılıç kralın kafasını kesti ve eli ile kafayı bırakıp kafanın yere düşüp ayağına doğru yuvarlandığını gördü. Elini yumruk yapıp arkaya doğru vurdu. Kadran’ın karanlık gücü havayı çatlatarak ikinci katmanı parçaladı ardından birinci katman parçalandı.

Ölümsüz Efsane Mordekei VS General Hiliam Yüce Savaşçı Elrer Yüce Savaşçı Defand Yüce Savaşçı Gawun  Yüce Savaşçı Bern

Kadran savaşı devam ederken Rhidger ve Robern henüz kılıç tokuşturmaları sona ermeden dışarıda savaş devam ediyordu bağırışımalar içeriye kadar gelmişti. Hexan ve Mordekei birbirine bakmıştı. Hexan ‘’Kıyım başladı sanırım’’  dedi. Mordekei ‘’Bizden önce başlamalarından hoşlanmadım ben ilerliyorum’’ dedi ve ileriye atıldı. Etrafı kısa sürede bir general ve dört savaş lordu tarafından sarılmıştı. Hexan ile bağlantısı kopmuştu zira onunda etrafı sarılırken Kadran etrafı sarılmasına rağmen Kral ile dövüşmeye başlamıştı.  Daha fazla dövüşmeden ilerleyemeyeceğini biliyordu.  Ellerini şaklattı arkasında kara dumanların içinden siyahlar içinde bürünmüş genç kadın çıkarak Mordekei’in yeşil pelerini çıkardı ve yanağından öptü. Kadın pelerini aldıktan sonra kara dumanın içine girer girmez onunla birlikte kayboldu.  Mordekei kısa kılıçlarını çıkardı ve karşısına dikilmiş Hiliam’a doğru hareket etti.

Hızlıca ilerlerken Elrer ve Defand iki taraftan saldırıya geçti. Göz ucu ile üzerine gelenlere baktı.  Onlar saldırıya geçerken durdu ve geriye doğru gidip yüzünü geride duran Gawun ve Bern’e dikti. Hızlıca ilerleyip Gawun’a doğru saldırıya geçti. Kısa kılıcını ona doğru indirdiğinde Gawun kendisini savunmaya almıştı. Kendi kalkanını oluşturup hem kendisini hem de Mordekei’i etki alanına almıştı. Gözüne çarpan aydınlık güçten son derece rahatsız olmuştu.  Saldırı bitirip Mordekei karanlık gücünü açtı, karanlığın gücü aydınlığın gücünü bastırıp Gawun’un savunmasını yok etmişti. Bern saldırıya geçtiğini görebiliyordu arkasında Elrer ve Defand ve ona doğru geliyordu Hiliam sadece izlemekte kalmıştı. Mordekei onun yanından dolaşıp kendini saldırı alanının dışına atıp gelen Bern’in etrafında dönüp kendini korumaya almıştı. Gawun o çekildiğini görmüştü fakat dizlerinin üzerine düşmüş boğazını tutuyordu nefes almaya çalışıyordu. Etrafında ki karanlık güç yok olmuştu fakat bedeninde ki bütün aydınlık güç emildiği gibi enerjisi tükenmişti. Dizlerini ve ellerini yere verdi ve yere sırtının üzerine devrildi bedeni siyahlaştı ve çürümeye başladı. Bern o an durmuştu. Elrer böyle bir sahneye alışıktı daha önce görmüştü. O yüzden saldırısını devam ettirmek istedi ve Mordekei üzerine yürüdü.

Gawun Bern ve Defand’ın bakışları arasında bedeni çürümüş ve siyahlaşmış kemik olarak kalmıştı. Mordekei’nin karanlık gücü Gawun aydınlık gücünü tamamiyle emip onun içine kötülüğü aşılamıştı. Karanlık seviyesi son seviyeye ulaşmış efsanelerden bir tanesiydi ve karşısında ki Gawun ile bariz seviye farkı olmasından dolayı Gawun’in içinde ki gücü çok rahatça bitirmişti.  Hiliam ‘’Saldırmaya devam edin kimse Mordekei’in kolay indirileceğini düşünmesin iki sars gücü var ayrıca karanlık seviyesi sonda daha gücünü bile açmadı’’ dedi. Bern ve Defand oldukları yerde kalmışlardı Hiliam’ın son söylediklerini kulaklarında yankılandı ‘’Daha gücünü bile açmadı’’ dediğini iyice kafalarına yer etmişti.  Elrer yeniden saldırıya geçti, Mordekei onu kılıçları ile durdurmuştu. Elrer aydınlık gücünü kollarına yaymıştı. Üzerine irade gücünü ekleyip Mordekei’nin karanlık gücüne denk olmayı planlıyordu. İlk çarpışmadan sonra yerden toz bulutu kalktı askerlerin birçoğu yere düşmüştü. Elrer Hiliam’ın sabitleme gücü ile ayakta durabilmişti. Yerden hızlıca Bern ve Defand kalmıştı. Onlarda saldırıya geçtiğinde Mordekei bakışlarını Bern’e doğrultmuştu. Bern korkuyla yavaşladı ve olduğu yerde kaldı. Mordekei onu etki alanına almıştı Defand ilerledi ve kılıcını onun bağırsaklarını dışarıya dökmek için savurdu fakat bu saldırı Mordekei durdurmuştu. İki kılıcın çarpışması beyaz ve siyah çarpışma sonucu ağıt ile mutluluğun vuruşmasına dönüşmüştü.

Mordekei olduğu yerde kalmıştı bu kısa sürecekti. Elrer ona denk olmayı planlasa da sürekli artan karanlık güç onun güçlerini bastırıyordu. Defand’ın kılıcı sallanmaya ve gözle görülmese de hissedilir derecede aşınmaya başlamıştı. Hiliam boştu ve bu fırsatı kesinlikle kaçırmaya niyeti yoktu. Hexan, Matilyano ve Nelsan kendilerini savaşın içinde bulduklarından ona yardım edemezdi. Kadran kral ile mücadelesine devam ediyordu. Rhidger rakipleri tarih boyunca olduğu gibi yine güçlüydü. Irdenser kendisini korumaya almış sürekli içeride değişik portallar açarak orduyu attığı oklarla askerleri katliama sürülüyordu. Surlarda olan Ölüm akıncıları içeriye top ateşine başlamıştı. Savaşın bir düğüm noktası gerekliydi her şeyi çözüp atacak bir kurtarış. Kötüler uzun süre onlara karşı direnemeyeceğini biliyorlardı. Dışarda ki ölüm sesleri onların daha istekli şekilde savaşmasına yol açmıştı fakat Reilwelder tek başına neredeyse Snisper krallığının bütün savaş konseyini idare ediyordu.

Hiliam atağını onun arkasından yapmaya karar verdi. Mordekei üç kişi ile uğraşırken dördüncüsüne vakit ayırsa bile General’ın arkadan yapacağı saldırıdan ne kadar korunup korunamayacağını Hiliam görmek istiyordu. Efsaneler tarih boyunca krallıkların savaş konseylerine büyük zorluklar çıkartmıştı. Hızlıca ilerledi ve tek bir koluna aydınlık gücü yükleyerek kolunu beyazlara gömdü Mordekei’in tam sırtının ortasına isabet aldı. Yumruk sırtını deldi karanlık bedenin içine girdi ve diğer taraftan çıktı. Mordekei sırtından girip göğsünden çıkan beyaz yumruğa baktı. Dişlerini gösterdiğinde ağzından siyahlaşmış kanı aktı. Hiliam diğer elinde aydınlık gücünü büyütmeye başladı. Mordekei parmaklarını oynattı ve kendi etrafında karanlık rüzgarlar oluşmaya başladı, dışarıya zararı koydu. Hiliam’in aydınlık gücü insan boyuna ulaştığında Mordekei karanlık rüzgarları etrafı kaplamıştı. Hiliam ve Mordekei aynı anda güçlerini kullandılar. Savaş alanında büyük patlama olmuştu. Herkes korunmak için başka yerlere kaçtı birçok insan havada uçuştu.  Kötülerin tamamı ayaktayken iyilerin bir kısmı bu saldırıda ayakta kalmayı başarmıştı. Mordekei başını kaldırdığında Kadran’ın bir elinde kralın kafası alıp savaştan geri çekildiğini gördü, gülümsedi. Irdenser gelen kafayı gölünce ‘’İşte Borla bunu görseydi seninle gurur duyardı sonunda kral katili oldun. Bütün krallığa öldürüp dünyaya tek kötü imparatorun yönetmesini sağlayın Borlanın en büyük amacı buydu. ‘’ dedi.

Mordekei kötülerin içinde yere yığılmış tek kişiydi kötüler onun ayakta kalacağını düşünmüştü fakat o yerde idi. Savaştıklarını kişilerde onunla birlikte yerdeydi. Ayağa kalktı, göğsüne açılan delip kapanmaya başlamıştı, kirlenmiş üzerini silkeledi. General Hiliam ondan sonra ayağa kalktı. Ardından Elrer ve Defand ayağa kalktı. Elrer önünde yerde yatan Bern’e baktı. Yanına gidip yüz üstü yerde yatan Bern’i çevirdiğinde göğsü delik deşik olmuştu. Defand sinirlendi ve saldırıya geçti Elrer ona durmasını söylemesini göz ardı etmişti. Mordekei ellerini açtı ona gelmesini işaret etti. O gelmeden kılıçlarını daha sıkı tutup harekete geçti, ondan çok daha hızlı idi yakın temasa girince biraz eğilim sağ elinde ki kılıcı onun kasıklarından daldırıp başına kadar bedenini ikiye yardı. Ve arkasına geçip sol elini kafasını ikiye yarıp sağ eli ile daha önceden ikiye ayrılmış boynunu keserek ikiye ayrılmış iki kafa parçasının farklı yönlere gitmesine sebep olmuştu. İkiye ayrılmış beden geriye doğru düştü. Mordekei kafasını arkasına çevirdiğinde Hiliam kolunu tutuyordu aydınlık gücü ile parmak uçlarından başlayıp koluna doğru ilerleyen siyaha dönen kolunu yeniden güçlendirmek istiyordu. Kolunu daha önce Mordekei’in içine sokmuştu. Elrer’e bitiriş vuruşu yapmak için yerinden ayrıldı. Onun şaşkınlığı ve kafa dağınıklığı halen üzereydi. Onun işini bitirmenin en kolay zamanıydı. Elrer gardını aldığında Mordekei inanılmaz gücü ile yumruğunu onun içine sokup bağırsaklarını dışarıya döktü ve onu tutup ‘’Bağırsak böyle yere dökülür’’ dedi.  Hiliam var gücü ile atağa geçti ve son hızına ulaştı. Mordekei tuttuğu Elrer’i bıraktı, yerinden hiç kımıldamadan onu karşılamayı düşünüyordu. Hiliam zıplayarak sağlam kolu ile irade ve aydınlık gücünü kullanarak vuruş yaptığı. Mordekei onun kine karşılık kendi yumruğunu kullanarak karşılık verdi. İki yumruk çarpıştığında kale biraz sallanmıştı. Hiliam o yumruğu siyahlaşmaya başladı ardından bütün bedeni siyahlaştı ve yere düşüp duman haline geldiğinde Mordekei’in ayağından içeriye girdi. Hiliam’ın yerde iskeleti kalmıştı. Bu dehşet veren görüntüyü herkes görmüştü.

Krallıklar kötülerin gerçek yüzleri ile karşılaşıyordu. Kadran istediğini almıştı. Erikogor krallığının içini umutsuzluk kaplamıştı. Krallarının kafası kesilmiş en önemli savaşçılarını Hiliam’ın yerde sadece kemikleri kalmıştı. Kötülerden henüz ölen olmadığı gibi yaralanan bile yoktu. Savaş sona ermemişti sayısal üstünlük halen onların elindeydi. Buradan çok ağır yaralar alıp galibiyetle de ayrılabilirlerdi. Diğer ihtimali hiç düşünmemeleri gerekliydi.

Bu yazı Yaşayan Efsane III kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir