Seramentler 1.Sezon 5.Bölüm

Kelime Sayısı:1104

5 Bölüm

 

Kızıl Kan VS Xed

 

Kızıl Kan uzun zamandır uyutulduğundan dolayı güçleri yeni yeni yerine geliyor. Uzun zamandır güç birikmesi olmuştu.  HH-35 onun yüzüne yumruğunu indirdi. Kendisinden daha iri ve kaslı Kızıl Kan yumrukları zarar veremiyordu. Onu sersemletmişti fakat durduramamıştı. Son yumruğu attığında Kızıl Kan onun yumruğunu yüzüne gelmeden önce yakaladı. Ağzını açtı ve uzun dişlerini gösterip ‘’Reyt!’’ diye bağırdı. Ağzından çıkan tükürükler HH-35 yüzüne dağılmıştı.  Simsiyah bedeninde gözlerinin etrafından burnuna ve oradan çenesinden biten yüzünde kızıllık vardı. Yumruğunu yerine doğru ittirdi. HH-35 geriye doğru düşmek üzereyken durdurmuştu kendini. Kızıl Kan onun dengesini kaybettiğini fark edip tekmesi ile onu birkaç metre geriye attı. HH-35 olduğu yerden kalktı kolundan çıkan makineli ile ona ateş etti. Zırh delici mermiler Kızıl Kan’ın bedenine isabet edip sekiyordu çizik bile atamamıştı. Kızıl Kan masalardan bir tanesini olduğu yerden söküp HH-35 üzerine fırlattı üzerine gelen masayı yere vurdurarak kurtuldu. Başını kaldırmaya fırsat bulamadan Kızıl Kan yumruğu yapıştırdığında onu duvara mıhladı. Duvar içine geçti, HH-35 sıkıştığı yerden kurtulmaya çalışırken Kızıl Kan boynundan yakaladı ve yere çaldı. HH-35 ayağa kalkmasına izin vermeden sırtına ayağını bastı.  Başını yukarıya kaldırıp ellerini geriye doğru açtı.  ‘’Yehyehyeh’’ diye güldü ve kafasını yerde ezdi.  Kızıl Kan odadan dışarıya çıktığında askerler durmuşlar nişan pozisyonu almışlardı. Kızıl Kan kafa kesme işareti yaptı.

 

 

Laboratuvar evine 15 dakikalık uzaklıkta idi. Eski Sovyetler döneminden kalma apartmanda Canan ile birlikte oturuyordu. Arabası normalden daha hızlı kullanarak kırmızı ışık kuralına uymadan evine ulaştı arabasını park etti. Koşarak arabadan ayrıldı ve zile bastı. Canan kim olduğunu sorduğunda Tarık aceleyle ismini söylemişti. Kapı açılır açılmaz içeriye girdi, asansöre bindi ve altıncı katın düğmesine bastı. O sırada ellerini asansöre vuruyor acele ile dışarıya çıkmak bir an önce Canan’a ulaşmak istiyordu. Bugün evde olduğu için çok şanslıydı. İyi ki bugün orada yoktu. Onun ölmesini kaldırabilecek durumda değildi. Asansör durduğunda kapıyı açtı, evinin önüne geldi kapıya ardı ardına Canan açana kadar vurdu. Canan bir süre sonra kapıyı açtığında ‘’Ne oldu? Anahtarın vardı’’ dedi. Tarık elini cebine attı. Anahtarı cebindeydi fakat telaşla farkında olmamıştı. Tarık onu geçip odanın ortasına geldi masanın üzerinde Seramentlerle ilgili defterleri aldı.  Tarık ‘’Çıkmamız gerek’’ dediğinde açık kapıdan içeriye bir kadın giriş yaptı. Tarık ve Canan kadına bakmışlardı. Deri pantolon ve deri ceket giyen kadın siyahlara bürünmüştü. ‘’Adım Savaşçı Xed karşıki odada kalıyordum laboratuvarda olanları duydum sizi araştırmalarınızı tamamlamak için Moskova’ya kadar eşlik edeceğim.’’ Dedi. Tarık

 

‘’Türkiye’ye gitmeliyiz’’ dedi. Xed ‘’Hayır önce Moskova’ya gitmeliyiz’’ dedi. Tarık ‘’Hayır Türkiye’ye gitmeliyiz.’’ Dedi. Xed ‘’Sebebini öğrenebilir miyim?’’ diye sordu. Tarık ‘’Sebebini açıklayamam’’ dedi. Xed ‘’Size Moskova’ya eşlik edemem Türkiye’ye de gitmenize izin veremem. ‘’ dedi. Tarık ve Canan’ın yapacağını bir şey yoktu. Xed söylediğini kabul ettiler. Xed önden çıkarak Tarık ve Canan onu takip etmesini bekledi. Canan ‘’Ne yapacağız?’’ diye sordu. Tarık ‘’Moskova’ya gitmekten başka çaremiz yok’’ dedi. Konuşmaları Türkçe idi fakat Xed oldukça iyi Türkçe biliyordu yine de onlarla hep Rusça konuşuyordu. Türkçe bildiğini belli etmek istemiyordu. Canan ve Tarık’ın başka seçeneği olmadıklarını iyi biliyorlardı, onun sözünü dinlemezlerse öldürülebilirlerdi bile. Xed ve onlar birlikte dışarıya çıktılar. Şehirde savaş alarmı çalmaya başladığında birbirlerine baktılar. Tarık ‘’Bu kadar çabuk olacağını bilmiyordum. Canan ‘’Birisi bana neler olduğunu anlatabilir mi?’’ diye sordu. Xed arabasına doğru ilerlerken Tarık ve Canan onu takip ediyordu. Kapısını açtı ve içeriye oturdular. Xed arabayı kullanmaya başladığında Tarık’taki telaş halen gitmemişti. Tarık

 

‘’Canan bir kaza yaşandı ve Kızıl Kan serbest kaldı.’’ Dedi. Canan konuşmak istedi fakat Tarık onun yüzüne baktı. Bir şey söylemedi. Xed yanında soru sormak iyi değildi. İkisi de arka koltuğa oturmuşlardı. Birbirlerinin ellerini tutarak yüzlerini ve omuzlarını birbirlerine dönerek bakıyorlardı. Canan ‘’Ne olacak şimdi?’’ diye sordu. Tarık ‘’Acilen Moskova’ya gidiyoruz orada neler yapacağımıza karar vereceğiz’’ dedi. Tarık aslında ilk Türkiye’ye oradan da başka bir yere gitmeyi düşünüyordu. Ruslar onun peşini bırakmayacaklar Kızıl Kan tekrar yakalanmaya uğraşılıp deneyler yeniden başlatılacaktı. Arabayla giderken her şeyi geride bıraktıklarını düşünmeye başlamışlardı. Geçtikleri otobüsün üzerine sıçrayan Kızıl Kan’ın bağırış sesini duyana kadar. Oradan çıkmayı başarmıştı. Xed ‘’Ön tarafa gel Tarık arabayı kullan’’ dedi. Direksiyonun yanında ki radyo konsolunda ayarları açtı. Arabayı otomatik sürücüye aldı ve türünü agresif sürücü moduna getirdi. ‘’Araba otomatik kullanılacak ama başında olman daha iyi olur.’’ Dedi. Tarık ‘’Sen ne yapacaksın?’’ diye sordu. Xed ‘’Ben onu yavaşlatacağım.’’ Dedi. Arabanın camını açtı ve kendisini arabanın üzerine çıkardı. Tarık ön koltuğa geçti. Xed tavana çıktığında belinde ki tabancayı çekti. Kızıl Kan ve Xed göz göze geldi. Xed ikinci tabancasını çekmişti. İki elinde Formula A mermili tabancası vardı. Bu mermiler Kızıl Kan’ı öldürmeye yetecek güçlü değillerdi. Ruslar işini yarım asırdır işini çok iyi yapmasına rağmen henüz Kızıl Kan’ın sahip olduğu teknoloji halen sahip değillerdi.

 

Bazen Osmanlı’nın durdurulmasına seviniyorlardı. Kızıl Kan ‘’Reyt!’’ diye bağırdığında Xed silahlarını onun kafasına doğrulttu ve ateş etmeye başladı. Formula A mermileri onun hızını yavaşlatmak ve içinde Serament kan basıcını azaltıp durdurmakktı. Kızıl Kan ancak bu yöntemle tekrar uyutulabilirdi. Formula A mermileri kendisini yenileyebiliyordu. Xed onu yavaşlatıp yavaşlatamayacağını merak ediyordu. Mermiler çok hızlı gitmeye başladı ve onun başına çarpmaya başlamıştı. Beyaz dumanlar çıkıyordu. Kafası bir saniye olmadan görünmez olmuştu dumanlar yüzünden. Xed baştan nişan alıp hiç kaydırmadığı için mermilerini hep aynı noktaya gönderdi. İki silahında toplamda 16 mermiyi üç saniyeden biraz uzun sürede boşaltmıştı. Silahının dolup pimini kaldırdı. Yerinden zıplayıp otobüse yöneldi. Havaya kalkınca dizlerini karnına çekti, elleri ile ayaklarını kaplayıp havada döner top haline gelmişti. Kızıl Kan kafasında ki dumanı ötelemeye çalışırken Xed hiç ona bu kadar yakın olmamıştı. Ona yaklaşmak ölüme yaklaşmak gibiydi. Kızıl Kan daha önce görülmemiş yakın dövüş yeteneklerine sahipti. Yakın dövüşte HH-35 onu durduramamıştı. HH serisinden gelen başka yarı robotlar onu durdurabilecek güçte olmasını umut ediyordu.

 

Onun arkasına geçtiğinde silahları henüz dolmamıştı, kafasında duman gidince daha da sinirlenmişti, arkasına geçtiğini anlamıştı ve arkaya dönmeden önce trafiğin içinde giden arabaya son bir kez baktı. Xed tabancalarını dolduğunda bu sefer mermilerini sekizini bir ayağına sekizini diğer ayağına sıktı. Kızıl Kan arkasına döndü ve ayaklarını baktı. Simsiyah bedeni kafası ve mermi yiyen ayaklarını kırmızıya dönmüştü. Kan basıncı azalmıştı. Mermiler onu durduramasa da garip bir şeyler olduğunu hissetmişti. Mermilerinin hepsini sektirdiğinden emindi yine de tuhaf şeyler hissediyordu. Xed geriye çekildi, Kızıl Kan ona doğru hareket etmek için ilk adımını attı, yavaşlamıştı ve bacaklarında sızı vardı. Formula A mermilerinin deriye isabet etmesi gerekmezdi zaten Kızıl Kan tek katmanlı sertleştirilmiş eğimli Serament zırhı işleyebilecek mermi varsa da Ruslar bilmiyordu. İkinci adımını attığında yumruğunu savurdu, Xed onun yumruğunu yememek için bedenini eğip yumruğunun üzerinden geçmesini sağlamıştı. Yumruğun rüzgarını bile hissetmişti Xed. İkinci hamleyi yaptığında Xed zıplayarak bu sefer yumruğunun üzerinden geçti Kızıl Kan onun bu saldırı atlatacağını biliyordu, diğer eli ile onu havada yakaladı. Onu otobüsün üzerine vurdu. Xed otobüsün tavanını delip içine düştü. Hemencecik ayağa kalktı. Bu tarz saldırılardan kolay etkilenen kadın değildi. Ona gününü göstermeliydi. Tabancılarının dolum sesi gelmişti. Kafasını yukarıya kaldırarak ‘’Şimdi sıra bende’’ dedi.

Bu yazı Seramentler Hikayesi kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir