Seramentler 1 Sezon 1 Bölüm

Kelime Sayısı:1022

Beni evhamlı sanıyorlardı hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar.

 

Sultan II.Abdulhamit

 

1 Bölüm

 

Geçmişleri

 

1918 Londra

 

Savaşın son demlerinde olaylar daha hızlı gerçekleşmeye başlamıştı. Önüne konulmuş birçok belge vardı. Oldukça yorgundu ve başı ağrıyordu. Savaşta istihbarat onu epeyce yormuştu.  Kapı çaldı, içeriye gir dedikten sonra kapı açıldı. Haberci içeriye girmişti. Başını öne eğerek kapıyı kapattı ve bir kaç adım atarak ona yaklaşmaya çalıştı. Eli ile haberciyi göstererek

 

”Ne oldu?” dedi. Haberci bu haberi verirken ne tepki vereceğini şaşırmıştı. Kendisine ulaşan bilgiler doğrultusunda Mösyöyü üzebilecek ve sevindirebilecek haberleri vardı. Haberci üzülebilecek olandan başlamanın daha doğru olduğunu o an karar verdi. O bir İngiliz olmasına rağmen kimse ismini bilmez ve Fransızca kelime olan Mösyö olarak seslenirlerdi. Geçmişte ailesinin Fransa’dan Birleşik krallıklara yerleştiğini söyleyenler olsa da gerçeği bilen kişi sayısı ya çok azdı veya hiç yoktu.

 

”Sayın Mösyö Abdülhamit bu sabah öldüğü haberini aldık.” dedi. Mösyö ayağa kalmıştı heyecanlanmış ayrıca üzülmüştü. Beklenmedik bir olaydı bu ölüm elbet insana bir şekilde vuracaktı ama şimdi olması gerekli miydi? Ölmemesi gereken bir kişi ölmüştü. Ona uygulanan ilaç tedavisi henüz sona ermemişti. Sırrı söylemeden ölmüş ise bütün uğraşları boşa çıkacaktı. Mösyö yerinden ayrılıp habercinin olduğu yere geldi. Yerde ki halıya basmadan etrafından dolaştı. Haberci başını eğmiş ve ellerini bağlamıştı.

 

”Peki, sırrı öğrenebildiniz mi?” diye sordu Mösyö. En önemlisi sırrın öğrenilmesiydi, o öldü ise onun sırrını öğrenerek kendine umut bağlamak istiyordu. Yirminci yüzyıl Britanya’sını geriye bırakan adamın dünyaya göstermediği bilgilerin ortaya çıkartılması üzerinde güneş batmayan imparatorluğunu daha da güçlendirmeye yetecekti.  Onun ajanları kraliyet ailesinin odasına girebilecek kadar tecrübeliydi. Onun yetenekli ajanların bir kısmı İngilizlerde olsa idi. Savaş çoktan bitmiş olur ve istediklerini almış olurlardı. Fakat onun adamları çökmekte olan hasta adamın adamları idi. Birçok devletin sahip olmak istediği şeylere o uzun yıllar elinde tutmuştu. Padişahlığı kaybetmesine rağmen kimse onun bildiklerine vakıf olmamıştı. Kendisini bu derece saklayan paranoyak adamın dünyayı neredeyse yarım asır uyutmasına kimse engel olamamıştı. Çok şeyler bildiği biliyordu fakat en ufak bilgi kırıntısı bile zor zar ellerine geçmişti ki bu bilgilerin doğru olup olmadığını ise kimse bilmiyordu.  Haberci

 

”Hayır, öğrenemedik” dedi. Mösyö küfürler savurarak odanın içinde volta atmaya başladı. Dünya başına yıkılmıştı tavan üzerine doğru çökmeye başladığını hissediyordu. Abdülhamit’in ağzından bilgi alabilmek için yapmadığı iş kalmamıştı. En yakınına kadar girip ona farklı ilaç tedavileri bile uygulatmıştı. Ağzından bir türlü çıkartamadığı sözlerle öldüğüne inanamıyordu. Bir rüyadaydı hatta kâbustaydı. Böyle bir şey olamazdı her şeyini ortaya koyduğu bu sır için yine kaybetmişti. Ömrü onun insanlıktan sakladığı şeyleri öğrenmekte geçmişti yine öğrenememişti. Öldüğünde bile Birleşik krallığa kazık atmayı unutmayan adamın arkasından küfürleri savurmayı henüz bitirememişti. Bağırarak konuşuyor önüne gelen her ne varsa dağıtıyordu. Nasıl? Nasıl? Nasıl öğrenemedik? Derken elleri ile saçlarını tutup yolmaya çalışırken ayağını masaya tekme atmayı unutmuyordu. Gerçekten öğrenemediklerine halen kâbus olarak bakıyor uyandığında onun sakladığı her ne varsa birilerinin kendisine söyleyeceğini tahmin ediyordu. Parmaklarını dişlerinin arasına koydu ve ısırdı. Rüyada olmadığını anlamıştı. Haberci onun sinirini geçmesini beklemeden

 

”Ama Endülüslüyü ele geçirdik.” deyince Mösyö bir anda yüz hali değişmiş habercinin karşısına dikilmişti. En kötü haberin baştan verildiğini anlamıştı. Onlardan birinin ele geçirilmesi iyi haberdi fakat ne kadar bildiği daha çok alakalı durumdu. Eğer durumlardan haberi yoksa veya elde etmek istediği bilgilerden haberi yoksa o fazla işine yaramazdı. Yine de ölüm haberinden sonra bu haberi duyması iyi olmuştu.

 

”Endülüs’ün sırrını biliyor mu?” diye sordu. Haberci

 

”Bir zamanlar onların arasındaymış fakat onlar tarafından dışlanmış. Açıkçası bizim Endülüslüyü bulabilme gibi bir ihtimalimiz çok azdı fakat Endülüslü bizim karşımıza çıktı.” dedi. Mösyö onun bulunma ihtimalini düşünmüyordu bile. Önemli olan onun bulunmasıydı. Mösyö ‘’O nerede şimdi?’’ diye sordu. Haberci alt katta mahzende tutuyoruz.  Mösyö habercinin yanından geçip kapıyı açtı, haberci peşinden ilerliyordu, geniş koridora çıkmışlardı. Fırsat eline geçmişti Endülüslüden istediklerini alabilirse Birleşik Krallık birkaç yüzyıl dünyanın egemenliğini elinde tutması kaçınılmazdı. Ondan büyük beklentileri ve ümitleri vardı. Sadece Osmanlının bildiği ve dünyanın haberdar bile olmadığı bir şeyi bunca yıl neden öğrenemediklerini kendi kendine soruyor ve kafasını duvarlara vurmak istiyordu.

 

2016

Rusya Federasyonu

Tarık İle Canan

Tarık yorgundu koltuğun üzerine oturduğunda daha kalkmak istemedi, televizyonu açıp Xbox’ını açtı, önünde ki masada ele geçirmiş olduğu Profesör Ahmet’in hatıra defteri vardı, defter Osmanlıca yazılmıştı, bazı kısımları çevrilmişti.  Oyun oynamak yerine gözleri yine 86 numaralı Serament dosyasına çevirmişti. Rus bilim adamları ile üzerinde çalışılan 86 numaralı Serament uzun zamandır Rusların elindeydi. Adına Kızıl Kan adı konulmuş bu Serament insan değildi ve insan DNA’sı taşımıyordu. Uzaydan geldiği henüz doğrulanamamıştı. 1971 yılında batı Sibirya da donmuş ele geçirilmişti. Uzun süren deneylerin neredeyse hepsi başarısızlığa ulaşmıştı. Kızıl Kan’ın beynine bir türlü erişim sağlanamamıştı. Hakkında elde edilen birkaç bilgi vardı ama nereden geldiği veya Osmanlı tarafından nasıl üretildiği henüz tam olarak bilinmiyordu. Profesör Ahmet’in defterini açtı.  ‘’Tarih 1876 yılını gösteriyordu. Osmanlı son demlerini yaşadığı dönemde Sultan Abdülhamit han ülkenin yönetimini ele almıştı. Avrupalıların ülkemizde ki hafiyelik saldırılarına karşılık Yıldız hafiye teşkilatını kurmuştu. Asıl amaç bu değildi ülkeyi dışardan yıkmaya karşın önlemler alınmasının dışında yeniden yükseltmek ve eski günlerine döndürmek istiyordu. Sultan Abdülhamit henüz şehzadelik dönemlerinde bulduğu Serament adını koyduğu yeni element ile İkinci Mahmut’un tasarladığı fakat hiç başlanamadığı Devriye-27 taslağına henüz çok genç yaşta başlamıştı. Bulunan Serament taşlarını daha önce vatanı için ölmüş 100 kişiye yerleştirecekti. Dönemin en güçlü devleti Birleşik Krallığa bela olarak saracaktı. Zamanında bazı antlaşmaya uymayan bu devletten öç alınması gerekiyordu. İki yıllık çalışmalar sonucunda ilk Serament Baş Kesen üretilmişti.

İlk görev için Britanya’ya gönderilen Baş kesen güzel haberlerle geri döndü. Bütün gizlilik ile yönetilen çalışmalar Sultan Abdülhamit’in devrilmesinden sonra son buldu.  Seramentler Sultan ile birlikte yok oldular ve o günden sonra bir daha göremedik. Biliyorum bir yerlerde saklanıyorlar ve vaat edilen zaman geldiğinde yeniden ortaya çıkacaklar’’ dedi.  Canan elinde iki meyve suyu ile yanına oturdu. Birisini Tarık’a uzattı diğerini kendisi için saklamıştı. Bir yudum aldıktan sonra ‘’Sultan tesisi kapatmasına rağmen Seramentler üretilmeye devam etti. ‘’ diye sonlandırdı.  ‘’Hayatım defalarca kez bunu okudun sonuçta burada yazılanlar bizi bir yere götürmüyorlar. ‘’ dedi. Tarık ‘’Birden fazla üretildiler bizi buna götürür belki diğer devletlerin elindeler.  Bizi bir yere götürmüyor bu yazılanlar’’ dedi. Tarık ona bir şey söylemedi ve usulca eline aldığı deftere kapatıp yere bıraktı ve televizyonda oyun oynamak için oyun kolunu eline aldı. Canan ‘’Yarın teste geleceksin değil mi?’’  diye sordu. Tarık ‘’Başarısız olacağını adım gibi biliyorum. Geleceğim sonrasında’’ durakladı ‘’Evde oyun oynarım artık’’ diye bitirdi. Söylemek istediğini cümleyi söylememişti.

 

Bu yazı Seramentler Hikayesi kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Seramentler 1 Sezon 1 Bölüm için 3 cevap

  1. MaddogKatsuro’in profil fotoğrafı MaddogKatsuro der ki:

    Eline Sağlık abi şuan ki bölümler ikinci sezona atıldı galiba

  2. Thebutcher’in profil fotoğrafı Thebutcher der ki:

    Sonunda bu serinin Final serisini görebileceğim. 3 Yıl oldu Mdk. Bundan sonra Final Plus yaparsın böylece elimizde Yenilmez Efsane gibi tamamlanmış bir kitap olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir